20 Ocak 2010 Çarşamba

MİMLENMEK İÇİN YARATILMIŞIM DİYECEĞİM AMA YOK MİMLEYECEK ÜÇ KİŞİM BİLE YOK:(((

Ben bu camianın içine yeni katılan biriyim.Etrafımda olana bitene tepki verebilmek için yazmaya karar verdim ve başladım bir iki karalamaya..Derdim kendimi avutmak aslında ama benim gibi bunalmış,sıkılmış bir sürü dertli olduğunu görmekte zor değil hani..Bu blog sayfalarıyla haşır neşirliğimin olmadığı anlamına gelmesin sakın,akşam eve geldiğimde ,pazar sabahları gazateleri okumaktan aldığım kadar zevkle,yazılarını okumaktan zevk aldığım bir dolu blog sahibi vardı zaten.Ben sadece yazmaya yeni başladım,okumaya başlayalı çok oldu yani:)) O bloglarda gözüme ilişen ve ay ne güzel dediğim bir etkinlik vardı ki bu da birilerinin birilerini mimlemesi yani bir konu hakkında minik bir referandum yapma etkinliği gibi birşeydi.Çok hoş bir oluşum bence..Ve işte artık bende mimli biriyim :) Ancak bir sorun var. Üç kişi bulmam gerekiyormuş benimde mimlemek için.Ben o üç kişiyi nereden bulacağım?

Beni mimleyen   Fatma Fındık, kendisine teşekkür etmeden geçemeyeceğim.Bir hayalimi gerçek kıldı farkında olmadan:))

MİM KURALLARI
-Üç kişiyi mimliyorsunuz.Ve onların bloklarına link bırakıyorsunuz.
- Mimlediğiniz kişilerin bloklarının linkini koyuyorsunuz yazınıza.. Birde alttaki sorular hakkında düşüncelerinizi yazıyorsunuz.
MİMLENDİĞİM SORULAR
1) Dokunulmazlıkların kaldırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) Beşinci soruyu siz belirlemek zorunda olsaydınız ne öğrenmek isterdiniz?
BENCE
1)Dokunulmazlıklar kaldırılsın derim ama illa birilerine dokunulmazlık hakkı verilecekse bana verilsin.Aklıma estiği gibi gürleyebileyim ve kimse, neden böyle yazdın,niçin böyle dedin,sesini yükseltmeden konuş gibi cümleler kuramasın.Ha yanlışlıkla bana tepki vermeye kalkarlarsa doğru kodese:))
2)Yok anam kaldırılmasın!!! Hayatta desteklemem bu fikri yani kaldırılsın diyenleri..Hatta şöyle olsun yurt dışına çıkan mağara adamları bir daha ülkeye sokulmasın.Yüzde yüz baraj olsun önlerinde..Ömür boyu gittikleri yerde kalsınlar ve teker teker yurt dışına çıkmaya zorlansınlar.
3)Aday olmasın kimse,aday ldğu andan başlayarak hepsi değişime uğruyorlar çünkü..Bizim ülkemizde insanlar iki sandalye sahibi olunca kral sanıyorlar kendilerini..
4)Yargı bağımsızlığı da ne ola ki? İlk defa duyuyorum böyl bir cümleyi,çözemedim.
5)Bildiklerimle başetmek için gerekli gücü nereden alabilirim.Kendimden mi?
Ben cevaplarımı verdim de dediğim gibi üç kişim yok benim:(( Hatta şöyle yapalım bana üç kişiyi bulabilecek birileri var mı?

BENİM MİMLEYECEK KİMİM VAR
kupia papalina
tombul teneke

7 Ocak 2010 Perşembe

ŞELTOKSU PARFÜM NİYETİNE KULLANAN HAŞERE

Aman aman kimler gelmiş,bugün kimlere sinirlenmiş bu iflah olmaz huysuz? Şöyle sakin sakin yaşayıp gitmek için hiç şansım yok mu benim? Önümüze gelene bir tekme oynuyor birileri ve ben körün taşı gibi hep onların önünde dolanıyorum.Nereden başlayayım ki? Efendim taaaa lise yıllarından bir kız arkadaşımla şu facebook sayesinde tekrar karşılaştık( bu facebook konusunda daha sonra uzun uzun yazacağım.Ancak belirtmeden geçemeyeceğim.Ben de dahil aklı başında insanların yeri değil orası) ,tabi o zamanlar yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.Üniversite yıllarında birkaç kez telefonla görüştük ve evet hep o aradı.Bu cici arkadaşım beni bulmuş,vefa gösterip selam vermiş,arkadaş olarak eklemiş..Eeee ne var bunda? Bir şey yok tabi,en azından bir yere kadar.Gel zaman git zaman,telefonda,msn de ve facebookta yoğun bir yazışma,hasret giderme durumu oluştu ki bu çok normal.Bu arkadaşım nişanlanmış,biraz melankolik takılıyor.Sanırım sorunları olan bir ilşkiyi evliliğe götürme çabasıyla boğuşmaktaydı(bu konuda da yazacağım daha sonra çünkü çok doluyum bu konuda da).Velhasıl birgün bir baktım beni silmiş!!! Anam dedim neler oluyor? Hemen kılıcıma davrandım ve eyyyyy arkadaşım,galiba sorun var bu facebookta,listemde yoksun dedim.Gelen cevap:Yıllarca arkadaşın oldum senin ve beni hiç farketmedin.Şimdi gör bakalım umursamamak ne demek,beni unutsan iyi olur.Giden cevap:Unuttum bile..
Eyyy lise arkadaşım,ben senin sevgilin miyim be,ne o öyle yıllarca peşinden koştum ama beni hep üzdün nidaları?Hem madem o kadar haz etmiyordun bok mu vardı geldin buldun beni? Ha aklınca lafı sokup kaçayım dediysen o başka da bana kalırsa çok çocukça bir davranıştı.Hatta kapris yapmak için uygun insan olmadığımı nasıl unuttun? Neyse ona yeni hayatında başarılar dilerken geçelim diğer mevzumuza..Malumunuz kıymetli erkek arkadaşımdan yeni ayrıldım.Bugün kendisiyle telefonda konuşma çabalarımız böğürmeleri yüzünden yine sonuç vermedi. Bana yine eski mesut günlerimizi hatırlattı.Yahu tekrar etmekten hoşlanmıyorum ama mecbur bırakıyorlar.Madem böğüreceksin ne arıyorsun?Madem hala çözemedin dünya dillerinden birini,eee ben de senin dilini bilmiyorum,arama!!Yok yarın da arar.Şimdi ülke dışında olduğu için layıkıyla böğüremedi.Arar ve böğürür.Ben bu defa onu bastıracağım.Madem öyle yak burdan beyim diyeceğim.Ahhhh şoka girer yemin olsun:))
Bu arada benim bir kız kardeşim var.Finansçı kendisi??? Bence onun işi bilgisayarda fink atmak ya ,hadi buna da neyse..Yarın yeni bir iş görüşmesine gidecek ve sürekli bilgisayarla,yemekle,içmekle uğraşınca göt göbek karıştı birbirine..Şimdi evde terör estiriyor.Neymiş hiç güzel kıyafeti yokmuş!! Anam sen kıyafetlere dil uzatacağına aynaya bak dedim.Demez olaydım.Bir çemkirdi ki,uyyyyy:)
Yarın benim için bugünden daha vahim olacak..Hiçbirşey yolunda değil.Sakın şu yazdıklarıma bakıp bunlar düzelir demeyin.Bunlar düzelmez ve ben beladan belaya koşarak yaşamaya devam ederim.

6 Ocak 2010 Çarşamba

MAĞARA NUMARAN KAÇ ???

Savunun!! Bugün şiddetle esmeye karar verdim.Efendim,  Bir muhterem erkek arkadaş sendromu yaşadım ki sormayın!! Burnundan kıl aldırmaz,karnının nereden ağrıdığı belli olmaz,lafına laf verilmez,amanın öyle dört dörtlük,öyle muhteşem bir varlıktı ki,daha fazla benimle olup kendini ziyan etmesine göz yumamazdım,değil mi? Yüksek lisansını tamamlamış,etrafında iyi bir itibar oluşturmuş bu adam gelin görün ki söz konusu ben olunca,kaba,kıymet bilmez-kaç numara gözlük takarsa taksın, kör olmuş artık-görmez durumdaydı. Nasıl olduğunu merak ederseniz anlatayım.Ben; yemem içmem,yediririm,uyumam uyuturum,anne modunda kendimi paralarım ki tamamen içimden gelen dürtülerdir bunlar.Adam şımarır. Ha birde işin başka bir yönü var.Adam sizi tavlayana kadar,kendini öyle bir allayıp pullamıştır ki,sonradan karşınıza çıkan, bu adamın garip tavırlarından dolayı ilk önce kendinizi bir gözden geçirirsiniz. Ben de geçirdim tabi.. Şöyle; sağıma,soluma,önüme,arkama baktım.. Uzun uzun süzdüm kendimi..Haksızım! Kesinlikle,haksızım ben.Ne işin var senin, bu kadar yüksekte uçan bir kuşla??Sen ki börtü böcek yaratılıştasın,adam uçan bir kanatlı..Elbette anlamazsın sen,onun yukarılarda yaşadığı hayatı.Ha zat-ı muhterem de senin çayırlarında neylesin? İnek mi o? Aslaaaaaaaaaa!!Sen devam et yavrucuğum çölde çöpte,otlar arasında yaşamaya,bırak gece gündüz demeden ,şöyle kurula kurula ,kasım kasım kasılarak uçmaya devam etsin. Sevgi dolu bir ilişkinin sonuna geldiğim için çok üzgünüm!!Bu yaşta kaldırabileceğim bir yük değildi ya neyse.. Otuzunda bir kadın için fazlasıyla bayatlamış hikayelerden biri daha rafa kaldırılmış oldu. Türk filimlerinde ,intikam peşinde koşturan kadın,aylarca uğraşır,kendini geliştirir.Öğrenmediği meziyet kalmaz.Kafa üzerinde kitap taşımaktan tutun da,masaya konan bir düzüne çatal,bıçağı kullanmaya kadar.Saçı değişir,giyimi alır başını gider.Ben de öyle mi yapsam?
-Adnan,kuzum,tanımadın mı beni?
-Nayır çıkaramadım.Önceden tanışıyor muyuz?
-Ah,unutmana şaşırmadım.Ben şu yıllar önce,hor gördüğün,aşağıladığın,ezip geçtiğin,aynı masada böğürmeye layık bulmadığın Nalanımmmmmm!!!
-Nalan????
-Ya,yıllarım senden intikam almak için planlar yaparak geçti.Sana ulaşmakta zorlanmadım dersem yalan olur.Zira mağara numaranı unutmuşum..
-Kırıcı olma kuzummm,benim yıllarım pişmanlık içinde seni beklemekle geçti.
-Bu bahsi kapatalım lütfen, bahsetmek istemiyorum.Sadece evimdeki duvarda fotoğrafının üzerine çizik atmak için beklediğim onca zamana acıyorum.Acıyorum anlıyor musun?

Bu saçma diyaloğ uzar gider elbette.Ama ben daha fazla uzatmayacağım.Düt düt düttttt..Buharı üzerinde,tazecik,fırından yeni çıkmış bir porsiyon öfke alır mıydınız?

3 Ocak 2010 Pazar

HAKSIZLIK MI? İNANMAM!!!

İşte ben!!! Baktım ortalıkta dolanıp duruyorum ve birilerine sataşmaktan fena halde yorulmuşum ve bu sataşmanın benden başka kimseciklere bir zararı yok,eh o zaman şöyle güzelce içimi boşaltıp kendime geleyim değil mi? Pu ha ha .. Bu gülme belirtisini nerede görsem miğdem kalkıyor onun için bende yaptım.Yani pu ha ha ne ola ki? Kim gülerken böyle gülüyor.Pu ha ha..Neyse konum bugün bu değil.Malum ilk yazım biraz daha içeriği geniş,anlamlı birşey olmalı..Geceye varmamak için tepesinde güneş figürü taşıyan çizgi film kahramanı olmaya karar verdim.Nasıl yani?Kalimero olmak ve ortalıkta ama bu haksızlıkkkkk diye dolaşmak pek işe yaramıyor.Bütün o kahramanlara çemle takmak amacıyla, ne yaparsam yapayım kazanan ben olmaya karar verdiğim için,bu yeni fikrimi çok sevdim.Yaşasın kötülükkkkkkkkkkkkk.Tepemde gezinen şu kara bulutun fiyakasını bozup,onun yerine pırıl pırıl bir güneş çizdim.Baktım ki ortalıkta iyi kahraman sayısı artmış,kimsecikler kötü değil,hep haksız bir karşı taraf savsatasının arkasına sığınmış kadınlar/erkekler koloniler oluşturmuş,işlerinde güçlerinde başarıdan başarıya koşarken en ufak aksilikte suçlayacak hep bir karşı taraf buluyorlar benim iyi olmam mümkün değil! Delirdim mi? Tam aksi aklım başıma geri döndü.Öyle şiddetine bakmadan en ufak yele bile rüzgar deyip,saklanmakla geçirince yılları bunun olması normal sanırım.Normal mi?ÇOk normal hatta hiç bu kadar normal olmamıştım.Arkadaşlar; sabah,öğle,akşam 1000 mg antibiyotik etkisinde zırvalamaya karar verdim.Saçmalık mı? Hayır.En fiyakalısından günler beni bekliyor.Halletmem gereken sorunlar anıtıma baktıkça öğğğğğğğğğğğğğ diye bir ses çıkıyor ki benden,kulaklarınıza inanamazsınız.Konumdan uzaklaştım yine..İşte gelgelelim asıl konumuza; siz ,sevgili çok bilmiş,az hazmetmiş,çürük dişlerini göstermemek için ciddi takılan,eli içinden belinde,dışarıdan bakınca dizinin hemen üzerinde kıvrılmış kibarcık hokkabazlar ve onların erkek versiyonu; çok bilen,hiç yanılmayan,zeka küpü,gazate küpürü kadar değeri olmayan ama sahip olduğunuz Richie Rich hayatı için alkışlanan drakulalar,ne zamana kadar öyle yaşayacağınızı merak ediyorum.Neden mi? Sizinle aynı zamanda yaşıyor olmak bana ne kadar, ne öğretecek onun derdindeyim. Yok yaaaaaaaaaaaa!!!! İçinizden birinin suratına iki tane sallamamak için neler yapabilirim ki daha?Kendimi tutmakta zorlanıyorum dersem şaşırmazsınız sanırım.Bir elini cebine diğerini caka satmak için nereye koyacağını düşünen ellerin sahibi MR.Budalalar,sizi saygıyla yad ederken,bayan versiyonlarınızın da yüzüne tükürmek için ilk sırada bekleyenlerden biri olduğumu da bilmenizi istiyorum.Saçma sapan oyunlar oynamaktan bıktığınız güne ve oluşturduğunuz koloniler çökene kadar peşinizde olduğumu unutmayın.